Olağanın İçindeki Olağandışı
Büyükannem hayaletlerle konuşurdu, bunu hiç tuhaf bulmadım.
Gabriel García Márquez çocukluğunu anlattığında büyükannesinin doğaüstü olayları en sıradan şeylermiş gibi anlattığını söylerdi, ve o da öyle dinlerdi. Yüzyıllık Yalnızlık bu bakıştan doğdu: olağandışı olan olağan, olağan olan olağandışıdır. Büyülü gerçekçilik bir edebi teknik değil, farklı bir algı biçimidir. Gündelik hayata yabancı gözle bakmak, görünmez olanı görünür kılar.
Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967) · Nobel Edebiyat Ödülü (1982)
Eylem
Bugün sıradan saydığın bir şeyi seç, bir alışkanlık, bir nesne, bir an. Onu ilk kez görüyormuş gibi, ya da başka bir kültürden biri görüyormuş gibi anlat. İçinde ne saklı?
